Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır? Şartları, İçeriği ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanma iradelerini, boşanmanın mali sonuçlarını ve varsa ortak çocukların durumunu açıkça düzenleyen bir anlaşmadır. Sağlıklı bir protokolde yalnızca kimin neyi kabul ettiği değil, üstlenilen yükümlülüğün hangi tarihte, nasıl ve hangi kapsamda yerine getirileceği de belirlenir. Metnin imzalanması ise evliliği sona erdirmez. Anlaşmalı boşanma için mahkemenin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığını tespit etmesi ve düzenlemeyi uygun bulması gerekir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamak, internetten bulunan bir örnekte isimleri değiştirmekten ibaret değildir. Nafaka ile tazminatın birbirine karıştırılması, mal paylaşımının belirsiz bırakılması veya çocukla kişisel ilişkinin uygulanamayacak şekilde yazılması, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Özellikle genel feragat ve ibra ifadeleri, tarafların öngörmediği hak kayıplarına neden olabilir.
Bu rehberde anlaşmalı boşanma protokolünün hukuki dayanağı, zorunlu içeriği, hazırlanma aşamaları, mahkemece denetlenmesi ve uygulamada sık karşılaşılan sorunlar ele alınmaktadır.
2.Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir?
Anlaşmalı boşanma protokolü, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde, eşlerin boşanma ve bunun sonuçları üzerinde vardıkları mutabakatı gösteren metindir. Protokol, boşanma dava dilekçesinden farklıdır. Dava dilekçesi mahkemeden boşanma kararı verilmesini isterken protokol, tarafların hangi koşullarda anlaştığını ortaya koyar.
Protokolde başlıca şu konular düzenlenir:
- Tarafların boşanma konusundaki ortak iradesi.
- Eşler arasındaki yoksulluk nafakası ve tazminat düzenlemeleri.
- Ortak çocukların velayeti.
- Çocukla kişisel ilişki kurulması.
- Çocukların bakım ve eğitim giderlerine katılım.
- Kararlaştırılmışsa mal rejiminin tasfiyesi, ziynet, eşya, taşınmaz ve araçlara ilişkin yükümlülükler.
- Yargılama giderleri ve diğer uygulama esasları.
Her protokolün kapsamı aynı olmak zorunda değildir. Çocuğu bulunmayan eşlerin protokolü ile ortak çocuğu, kredi borcu ve birden fazla taşınmazı bulunan eşlerin protokolü aynı içerikle hazırlanamaz.
Ayrıca protokolün hukuki etkisi değerlendirilirken boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin hükümler ile bağımsız malvarlığı düzenlemeleri ayrılmalıdır. Bu ayrım, özellikle boşanmanın gerçekleşmemesi veya taraflardan birinin anlaşmadan dönmesi hâlinde önem kazanır.

3.Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bu süre, resmî evlenme tarihine göre değerlendirilir. Evlilik öncesindeki birliktelik veya nişanlılık süresi bu koşulun yerine geçmez.
Eşlerin boşanma konusunda uzlaşmış olması, bu kanuni şartı ortadan kaldırmaz. Koşul sağlanmıyorsa boşanmanın başka bir hukuki sebebe dayanılarak istenip istenemeyeceği ve o sebebin ispatı ayrıca değerlendirilir. Sırf protokol imzalanmış olması, anlaşmalı boşanma hükümlerinin uygulanmasını sağlamaz.
- Eşler birlikte başvurmalı veya biri diğerinin davasını kabul etmelidir
Anlaşmalı boşanma, eşlerin birlikte başvurmasıyla gerçekleşebileceği gibi, bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesiyle de gündeme gelebilir. Daha önce çekişmeli olarak açılan bir davada da gerekli koşullar oluştuğunda anlaşmalı boşanma yönünde değerlendirme yapılabilir.
Ancak yalnızca boşanmayı kabul etmek yeterli değildir. Boşanmanın mali sonuçları ve ortak çocukların durumu hakkında da uygun bir anlaşma bulunmalıdır.
- Hâkim tarafları bizzat dinlemelidir
Tarafların protokolü imzalaması veya avukatlarının duruşmaya katılması, eşlerin bizzat dinlenmesi şartını karşılamaz. Hâkim, eşlerin boşanmayı gerçekten isteyip istemediğini ve protokolü baskı altında kalmadan kabul edip etmediğini denetler.
Bu nedenle duruşmaya katılım, anlaşmalı boşanmanın temel unsurlarındandır. Taraflardan birinin yurt dışında bulunması veya duruşmaya katılmasının güç olması, bu şartın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
- Hâkim anlaşmayı uygun bulmalıdır
Anlaşmalı boşanma, taraf iradesinin sınırsız olduğu bir alan değildir. Hâkim, özellikle çocukların yararını ve düzenlemenin hukuka uygunluğunu inceler. Tarafların kabul ettiği her hükmün aynı şekilde onaylanacağı varsayılamaz.
4.Anlaşmalı Boşanma Protokolü Yazılı Olmak Zorunda mı?
Yazılı protokol, uygulamada açıklık ve ispat bakımından en güvenli yöntemdir. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma düzenlemesinin mutlaka önceden hazırlanmış yazılı bir belgeyle açıklanması gerektiği söylenemez. Tarafların anlaşmalarını mahkeme huzurunda sözlü olarak açıklamaları, beyanların tutanağa geçirilmesi ve imzalanması da mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli, 2017/2643 E., 2019/484 K. sayılı kararında da tarafların mahkemeye protokol sunabilecekleri gibi anlaşmanın konularında sözlü beyanda bulunabilecekleri açıklanmıştır.
Buna rağmen özellikle çocuk, taşınmaz, taksitli ödeme veya kapsamlı malvarlığı düzenlemesi bulunan dosyalarda yazılı metin hazırlanması önemlidir. Çünkü duruşma sırasında eksik veya farklı anlaşılan bir beyan, tarafların önceden düşündüğü düzenlemeyle örtüşmeyebilir.
Yazılı metin, duruşma beyanı ve mahkeme hükmü arasında uyum bulunmalıdır. İmzalanan protokolün içeriği kadar, mahkemenin hangi hükümlere nasıl karar verdiği de kontrol edilmelidir.
5.Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Noter Onaylı Olması Gerekir mi?
Anlaşmalı boşanma protokolünün sırf bu niteliği nedeniyle noter tarafından düzenlenmesi veya imzalarının noterlikçe onaylanması zorunlu değildir. Noter onayı, mahkemenin tarafları dinlemesinin ve anlaşmayı uygun bulmasının yerine geçmez.
Ancak protokolde yer alan her işlem kendi hukuki niteliği bakımından ayrıca değerlendirilir. Taşınmaz devri, taşınmaz satış vaadi veya başka bir şekle bağlı işlem öngörülüyorsa, bu işlemin geçerlilik ve tescil koşulları gözden geçirilmelidir.
Dolayısıyla iki farklı konu birbirine karıştırılmamalıdır:
- Boşanma protokolünün noter onayına ihtiyaç duyup duymaması.
- Protokolde üstlenilen belirli bir malvarlığı işleminin hangi şekil ve usulle tamamlanacağı.
Özellikle taşınmaz içeren metinlerde, yalnızca “ev diğer eşe bırakılacaktır” ifadesiyle yetinilmesi güvenli değildir.
6.Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?
- İlk adım: Aile ve malvarlığı bilgileri belirlenir
Metin yazılmadan önce evlilik tarihi, ortak çocukların bilgileri, tarafların ekonomik durumları, malvarlıkları ve mevcut borç ilişkileri değerlendirilmelidir. Bu çalışma, her malın mutlaka paylaşılacağı anlamına gelmez. Amaç, tarafların hangi konularda anlaşma yapacağını bilerek karar vermesidir.
Örneğin taraflardan biri yalnızca nafaka ve tazminatı düzenlemek isterken diğer eş protokolün bütün malvarlığı ilişkilerini sona erdirdiğini düşünüyorsa, görünürde bir anlaşma bulunsa da kapsam konusunda uyuşmazlık vardır.
- İkinci adım: Zorunlu konular ile isteğe bağlı konular ayrılır
Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu, anlaşmalı boşanmanın temel kapsamını oluşturur. Mal rejiminin tasfiyesi, ziynet ve eşya konuları ise ayrıca ele alınabilir.
Bu ayrım yapılmadan kullanılan geniş ifadeler, tarafların iradesini belirsizleştirir. Düzenlenmeyen bir konunun açıkça kapsam dışında bırakılması, bazı durumlarda genel bir ibra cümlesinden daha güvenlidir.
- Üçüncü adım: Her yükümlülük uygulanabilir biçimde yazılır
Her edim bakımından şu sorular cevaplandırılmalıdır:
- Borçlu kimdir?
- Alacaklı veya yararlanan kişi kimdir?
- Edimin konusu ve miktarı nedir?
- Yükümlülük hangi tarihte veya hangi olay üzerine doğacaktır?
- İfa nasıl gerçekleştirilecektir?
- Masraflar kime ait olacaktır?
- Yerine getirmeme hâlinde hangi hukuki yol kullanılabilecektir?
“Daha sonra ödenecektir”, “imkânı oldukça karşılanacaktır” veya “taraflar uygun zamanda görüşecektir” gibi ifadeler, ödeme ve teslim borçları bakımından uyuşmazlık üretir.
- Dördüncü adım: Feragat ve ibra hükümleri ayrıca kontrol edilir
Bir alacağın bulunmadığının açıklanması, mevcut bir alacaktan vazgeçilmesi ve borcun ifa edildiğinin kabul edilmesi aynı şey değildir. Metin, tarafların gerçek iradesine uygun hukuki kavramlarla kurulmalıdır.
- Beşinci adım: Metin, duruşma ve hüküm uyumu sağlanır
Mahkemeye sunulan son metin her iki tarafça bilinmeli ve kabul edilmelidir. Duruşmada değişiklik yapılırsa hangi maddenin nasıl değiştiği açıkça kayda geçirilmelidir. Karar sonrasında ise hükmün protokoldeki edimleri doğru ve uygulanabilir biçimde yansıtıp yansıtmadığı incelenmelidir.
7.Protokolde Taraf Bilgileri ve Boşanma İradesi Nasıl Yazılmalı mıdır?
Tarafların ad ve soyadları, kimlik bilgileri, adresleri ve evlilik bilgileri doğru yazılmalıdır. Ortak çocuklar varsa çocukların kimlik ve doğum bilgileri de kontrol edilmelidir. Özellikle nüfus kayıtlarıyla uyuşmayan bilgiler, yargılama ve kararın uygulanması sırasında sorun çıkarabilir.
Boşanma iradesi açık olmalıdır. Tarafların evliliği sona erdirmeyi serbest iradeleriyle kabul ettikleri anlaşılmalıdır. Bunun için protokolün kusur isnatları ve evlilik içi olayların ayrıntılı anlatımıyla doldurulması gerekmez.
Baskı, tehdit veya ekonomik zorlamanın bulunduğu bir durumda metne “özgür iradeyle imzalanmıştır” yazılması, sorunu ortadan kaldırmaz. Hâkimin yapacağı irade denetimi gerçektir; yalnızca belge üzerindeki ifadeye dayanmaz.
8.Nafaka Hükümleri Nasıl Düzenlenmelidir?
- Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası ayrılmalıdır
Yoksulluk nafakası eşin geçimine, iştirak nafakası ise çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ilişkindir. Bu nedenle protokolde yalnızca “nafaka ödenmeyecektir” denilmesi sakıncalıdır. Hangi nafaka türünün, kimin bakımından ve hangi kapsamda düzenlendiği açıklanmalıdır.
Yoksulluk nafakasının kanuni dayanağı TMK m. 175’tir. İştirak nafakası bakımından ise çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın ekonomik güçleri ve bakım yükümlülükleri dikkate alınır.
- Nafaka ödenecekse temel unsurlar gösterilmelidir
Nafaka maddesinde en azından şu noktalar açıklığa kavuşturulmalıdır:
- Ödeyecek ve alacak kişi.
- Nafakanın türü ve tutarı.
- Başlangıç tarihi.
- Aylık ödeme günü ve ödeme yöntemi.
- Gelecek dönemlerde uygulanacak artış düzeni.
- Varsa dava süresindeki geçici ödemelerle ilişkisi.
Nafaka artışı belirlenirken yalnızca “enflasyon oranında artar” ifadesiyle yetinilmemelidir. Kullanılacak göstergenin hangi kurum tarafından yayımlandığı, hangi değişim ölçütünün esas alındığı ve artışın ne zaman uygulanacağı anlaşılabilir olmalıdır. Yıllık değişim oranı ile on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı aynı veri değildir.
- Nafakadan vazgeçmenin sonuçları değerlendirilmelidir
Eşin kendisi için yoksulluk nafakasından açıkça vazgeçmesi, ilerideki talepler bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle gelecekte nafaka istenebileceği varsayımıyla genel bir feragat maddesi imzalanmamalıdır. Sonradan ileri sürülecek talepler, protokol ve kesinleşen hükmün kapsamıyla birlikte değerlendirilir.
Çocuğa ilişkin nafakada ise farklı bir yaklaşım gerekir. Çocuğun bakım hakkı, ebeveynler arasındaki genel bir vazgeçme kaydıyla kalıcı biçimde ortadan kaldırılamaz. Çocuğun ihtiyaçlarının veya tarafların ekonomik durumlarının değişmesi, sonradan nafaka talebi ya da mevcut nafakanın yeniden belirlenmesini gündeme getirebilir.
TMK m. 176 ve m. 331’deki değişiklik imkânları da dikkate alınmalıdır. Protokole yazılan “nafaka hiçbir koşulda değiştirilemez” cümlesiyle kanuni denetimin bütünüyle kaldırıldığı kabul edilemez.
9.Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Yazılmalıdır?
Maddi ve manevi tazminat, ayrı hukuki taleplerdir. Bu nedenle bir ödeme üzerinde anlaşılmışsa tutarın hangi talebe karşılık geldiği açıkça gösterilmelidir. Tazminat ile mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan ödemenin aynı başlık altında belirsiz biçimde toplanması, anlaşmanın kapsamını tartışmalı hâle getirebilir.
Tazminat ödemesinde şu hususlar belirlenmelidir:
- Maddi ve manevi tazminatın ayrı ayrı tutarı.
- Ödeme tarihi ve yöntemi.
- Taksit varsa her taksidin vadesi.
- Gecikme hâlinde uygulanacak hukuka uygun düzenleme.
- Yapılmış ödeme varsa bunun hangi borca mahsup edildiği.
TMK m. 176 gereğince manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Belirli bir toplam tazminatın vadelerinin kararlaştırılması ile süreklilik taşıyan dönemsel gelir bağlanması birbirinden ayrılmalıdır.
Tazminat istenmiyorsa da bu durum açıkça düzenlenmelidir. Ancak tazminattan vazgeçme maddesine, irade bulunmadığı hâlde ziynet, taşınmaz, katılma alacağı veya başka malvarlığı hakları eklenmemelidir.
10.Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki Nasıl Düzenlenmelidir?
- Velayette belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır
Velayet, eşler arasındaki pazarlığın karşılığı olarak ele alınamaz. Hangi düzenlemenin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim ihtiyaçlarına uygun olduğu değerlendirilmelidir. Tarafların anlaşması önemli olsa da mahkeme bu konuda çocuk yararına uygunluk denetimi yapar.
Çocuğun yaşı ve olgunluğu elverdiğinde görüşünün uygun yöntemle alınması ve gerekli uzman değerlendirmeleri de gündeme gelebilir. Ortak velayet talebi varsa bunun otomatik kabul edileceği varsayılmamalı; somut aile yapısı, uygulanabilirlik ve çocuğun yararı yönünden ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Velayetin daha sonra hiçbir koşulda değiştirilemeyeceğini belirten bir kayıt da kesin koruma sağlamaz. TMK m. 183 uyarınca yeni olgular gerekli kıldığında mahkeme uygun önlemleri alabilir.
- Kişisel ilişki takvimi somut olmalıdır
“Baba çocuğu istediğinde görebilir” veya “anne uygun buldukça görüşme yapılır” biçimindeki hükümler, düzenli ve uygulanabilir bir kişisel ilişki sağlamaz.
Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına göre şu konular ele alınabilir:
- Olağan hafta sonu görüşmeleri.
- Yarıyıl ve yaz tatilleri.
- Bayramlar ve özel günler.
- Teslim ve iade saatleri.
- Teslim yeri ve ulaşım sorumluluğu.
- Farklı şehirlerde yaşanması ihtimali.
- Telefon veya görüntülü iletişim düzeni.
Birden fazla takvimin aynı güne denk gelmesi hâlinde hangi düzenlemenin öncelikli olduğu da açıklanmalıdır. Ayrıca nafakanın ödenmesi ile çocukla görüşme hakkı birbirine bağlanamaz. Ödeme uyuşmazlığı, kişisel ilişkinin engellenmesini haklı kılan bir araç olarak kullanılamaz.
- Eğitim ve sağlık giderleri ayrıca değerlendirilmelidir
“Bütün masraflar ortak karşılanacaktır” ifadesi, giderin kapsamını ve paylaşım yöntemini belirsiz bırakır. Özel okul, servis, sağlık sigortası, kurs veya olağan dışı tedavi giderleri ayrıca düzenleniyorsa hangi harcamaların kapsama girdiği belirlenmelidir.
Planlanabilir giderlerde önceden bilgilendirme ve onay yöntemi öngörülebilir. Ancak acil sağlık ihtiyacı gibi durumlar, önceden onay şartı yüzünden karşılanamaz hâle getirilmemelidir. Giderlerin belgelenmesi, paylaşım oranı ve geri ödeme yöntemi uygulanabilir biçimde kurulmalıdır.
Çocuğun ergin olmasıyla eğitim giderlerine ilişkin bütün yükümlülüklerin sona erdiği de düşünülmemelidir. TMK m. 328, eğitimi devam eden ergin çocuk bakımından koşulları bulunan bir bakım yükümlülüğü öngörür. Bunun talep biçimi ve hukuki temeli, küçük çocuk için ödenen iştirak nafakasından ayrıca değerlendirilir.
11.Mal Paylaşımı Protokolde Mutlaka Düzenlenmeli mi?
Mal rejiminin tasfiyesinin tamamlanması, anlaşmalı boşanmanın zorunlu şartı değildir. Eşler, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu üzerinde anlaşarak mal rejiminden kaynaklanan uyuşmazlığı daha sonra çözmeyi tercih edebilir.
Boşanmanın mali sonuçları ile mal rejiminin tasfiyesi farklı hukuki alanlardır. Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasının düzenlenmiş olması, katılma alacağı, değer artış payı veya katkı payı gibi taleplerin de kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.04.2026 tarihli, 2025/6039 E., 2026/4692 K. sayılı kararında bu ayrım açıkça ortaya konulmuştur. Kararda, boşanmanın mali sonuçları kavramının mal rejiminin tasfiyesini kapsamadığı ve tasfiyeye ilişkin anlaşmanın tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta olması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda “Mal tasfiyesi talebimiz yoktur” beyanı, mal rejiminden kaynaklanan alacaklardan açık, kayıtsız ve şartsız feragat olarak kabul edilmemiştir.
Bu karar, malvarlığına ilişkin genel ifadelerin her durumda aynı sonucu doğuracağını değil, metnin ve beyanların kapsamının dikkatle incelenmesi gerektiğini gösterir. Güvenli yöntem, tasfiye yapılacaksa bunun kapsamını açıkça belirlemek; yapılmayacaksa ilgili hakların protokol dışında bırakıldığını anlaşılır biçimde ifade etmektir.
Ayrıca mal rejiminin sona erme tarihi ile boşanma hükmünün kesinleşme tarihi karıştırılmamalıdır. TMK m. 225 uyarınca boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Tasfiye hesabındaki diğer tarihler ve değerleme ölçütleri ise ayrıca değerlendirilir.
12.Taşınmaz, Araç ve Kredi Borçları Nasıl Düzenlenmelidir?
- Taşınmazın kimliği ve devrin hukuki yolu açıklanmalıdır
Taşınmaza ilişkin maddede yalnızca adres yazılmasıyla yetinilmemelidir. İl, ilçe, mahalle, ada, parsel, bağımsız bölüm ve pay bilgileri gibi taşınmazı belirleyen kayıtlar kontrol edilmelidir.
Bunun yanında şu konular açıklığa kavuşturulmalıdır:
- Devredilecek pay ve devralacak kişi.
- Devrin zamanı ve hukuki yöntemi.
- Tapu giderleri ve diğer masraflar.
- İpotek, haciz veya üçüncü kişi haklarının durumu.
- Taşınmazın fiilen teslimi ve anahtarların verilmesi.
- Kullanım, aidat ve benzeri giderlerin hangi tarihe kadar kime ait olduğu.
Devir taahhüdü, tescil hükmü ve tarafların sonradan yapacağı tapu işlemi aynı şey değildir. Her protokol maddesinin tapuda doğrudan işlem yapılmasına yeterli olduğu kabul edilemez. Hükmün niteliğine göre tescil işlemi veya ayrı bir yargısal yol gerekebilir.
- Araç devrinde teslim ile mülkiyet devri ayrılmalıdır
Aracın plakası ve gerekli diğer ayırt edici bilgileri yazılmalıdır. Aracı kullanmak, fiilen teslim almak ve mülkiyet devrini tamamlamak farklı aşamalardır. Devir masrafları, mevcut borçlar ve teslim tarihi de değerlendirilmelidir.
- Borcun eşler arasında paylaşılması bankayı kendiliğinden bağlamaz
“Konuta ilişkin krediyi diğer eş ödeyecektir” hükmü, eşlerin kendi aralarındaki ilişkiyi düzenleyebilir. Ancak banka kabul etmedikçe bu madde, kredi borçlusunu bankaya karşı borçtan kurtarmaz. Kefalet ve diğer teminatlar da sırf boşanma nedeniyle kendiliğinden sona ermez.
Bu nedenle bankaya karşı dış ilişki ile eşler arasındaki iç ilişki ayrı kurulmalıdır. Borcu üstlenen eşin ödeme yapmaması hâlinde diğer eşin karşılaşacağı talepler ve geri isteme hakları ayrıca değerlendirilmelidir. Üçüncü kişinin mülkiyetindeki bir taşınmaz hakkında da o kişiyi protokolün tarafıymış gibi bağlayan hükümler kurulamaz.
13.Ziynet Eşyaları ve Ev Eşyaları Nasıl Düzenlenmelidir?
Ziynet konusunda yalnızca “takılar paylaşılmıştır” denilmesi, hangi eşyaların kime teslim edildiğini açıklamayabilir. Ziynetler protokole dâhil edilecekse tür, adet, ağırlık ve ayar gibi ayırt edici özellikler mümkün olduğu ölçüde belirtilmelidir.
Teslim edilmiş eşya ile ileride teslim edilecek eşya ayrı yazılmalıdır. Fiilen teslim alınmamış bir ziynet için teslim alınmış gibi beyan verilmesi, sonradan ispat sorununa neden olabilir. Bedel ödenecekse aynen iade ile bedel ödeme yükümlülüğünün ilişkisi ve ödeme vadesi belirlenmelidir.
Ev eşyalarında ise liste yöntemi kullanılabilir. Özellikle ekonomik veya kişisel değeri yüksek eşyalar, marka ve model gibi özellikleriyle gösterilebilir. Teslim yeri, tarihi ve taşıma giderlerinin kime ait olduğu da düzenlenmelidir.
Ziynet ve eşya talepleri her boşanma protokolünde zorunlu olarak tasfiye edilmez. Bu konuların düzenlenmemesi ile bunlardan vazgeçilmesi farklı sonuçlar doğurabilir.
14.Genel Feragat ve İbra Maddeleri Neden Risklidir?
“Tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı kalmamıştır” ifadesi kısa görünse de geniş bir hukuki tartışma yaratabilir. Bu tür bir hükümde hangi ilişkinin, hangi dönemin ve hangi alacağın sona erdirilmek istendiği her zaman açık değildir.
Özellikle şu ayrımlar korunmalıdır:
- Yoksulluk nafakası ile çocuk için nafaka.
- Maddi tazminat ile manevi tazminat.
- Boşanma tazminatı ile mal rejimi alacağı.
- Ziynet ile ev eşyası.
- Ödenmiş borç ile ileride ödenecek borç.
- Usul hukuku anlamında feragat ile sözleşmesel ibra veya tasfiye anlaşması.
Henüz yapılmamış bir ödeme karşılığında bütün alacakların alınmış gibi gösterilmesi de sakıncalıdır. Ödeme ve hakların sona ermesi arasındaki ilişki, işlemin hukuki niteliğine uygun kurulmalıdır. Usulî feragatin koşula bağlanmasına ilişkin sınırlar ile borçlar hukuku düzeyindeki tasfiye düzenlemesi birbirine karıştırılmamalıdır.
Genel bir cümleyi olabildiğince genişletmek yerine her talep grubunun ayrı ele alınması, tarafların neyi kabul ettiğini görünür hâle getirir.
15.Soyadı, Ortak Konut ve Yargılama Giderleri Düzenlenebilir mi?
- Soyadı konusunda mahkeme kararı gerekebilir
Boşanmadan sonra soyadının kullanılması TMK m. 173 çerçevesinde değerlendirilir. Boşanılan eşin soyadını kullanmaya devam etmek isteniyorsa kanundaki koşullar ve talebin gerekçesi incelenmelidir. Eşlerin kendi aralarında anlaşması, gerekli yargısal değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz.
- Ortak konutun kullanımı açıkça belirlenmelidir
Konutun boşaltılması, anahtar teslimi, kişisel eşyaların alınması ve geçiş dönemindeki giderler protokole konu edilebilir. Ancak konutta kalma hakkı ile mülkiyet hakkı aynı değildir. Konut kiralıksa eşlerin anlaşmasının kiraya veren üzerindeki etkisi de kira ilişkisi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
- Yargılama giderleri ile avukatlık ücreti ayrılmalıdır
Tarafların yargılama giderlerini nasıl karşılayacağı açıkça yazılabilir. Bununla birlikte mahkemenin hükmedeceği vekâlet ücreti ile tarafın kendi avukatıyla yaptığı ücret sözleşmesi farklı ilişkilerdir.
Eşlerin kendi aralarında kararlaştırdığı paylaşım, taraf olmayan avukatın ücret alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Avukatla temsil hâlinde vekâletnamenin boşanma, sulh, feragat ve diğer gerekli işlemler bakımından uygun yetkileri içerip içermediği de kontrol edilmelidir.
16.Hâkim Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Değiştirebilir mi?
TMK m. 166/3, hâkime tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapma imkânı verir. Ancak değişikliklerin taraflarca da kabul edilmesi gerekir. Hâkim, tarafların kabul etmediği yeni şartları onların anlaşmasıymış gibi değerlendirerek anlaşmalı boşanma kararı veremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli, 2017/2643 E., 2019/484 K. sayılı kararında, uygun bulunmayan düzenleme bakımından taraflara değişiklik önerilmesi ve önerinin kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Kabul edilen ve mahkemenin uygun bulduğu yeni bir düzenleme oluşmazsa davanın çekişmeli boşanma çerçevesinde sürdürülmesi gündeme gelir.
Aynı kararda anlaşma hükümlerinin uygulanmasında sorun yaşanmaması için hüküm fıkrasında yer almasının önemi de vurgulanmıştır. Bu nedenle yalnızca protokolün dosyaya sunulmuş olmasına güvenilmemeli, kararın yükümlülükleri açıkça karşılayıp karşılamadığı incelenmelidir.
17.İmzalanan Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Dönülebilir mi?
Protokolün imzalanması, tarafların boşanma iradesini kesinleşmeye kadar değiştiremeyeceği anlamına gelmez. Anlaşmalı boşanmaya ilişkin iradenin karar kesinleşinceye kadar sürmesi önem taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.01.2026 tarihli, 2025/5443 E., 2026/277 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma hükmü kesinleşmeden eşlerin mali sonuçları ve çocukların durumunu kapsayan irade beyanlarından dönmesini engelleyen bir kanuni hüküm bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durumda davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte şu sonuç çıkarılmamalıdır: Taraflardan birinin anlaşmalı boşanmadan dönmesi, protokoldeki her malvarlığı hükmünü her durumda kendiliğinden ve aynı şekilde ortadan kaldırmaz. Bağımsız bir malvarlığı anlaşmasının hukuki niteliği, şekli, koşulları ve boşanmaya bağlı olup olmadığı ayrıca incelenir.
Kesinleşmeden önce anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmesi ile kesinleşmiş hükmün sonuçlarını sonradan değiştirme girişimi de farklıdır. Kesinleşmiş nafaka, velayet ve malvarlığı hükümleri bakımından ilgili kanuni yollar ve şartlar ayrı değerlendirilmelidir.
18.Protokole Uyulmazsa Ne Yapılır?
Başvurulacak yol, ihlal edilen hükmün niteliğine göre değişir. Para ödemesi, taşınmaz devri, eşya teslimi ve çocukla kişisel ilişki aynı yöntemle yerine getirilmez.
Mahkeme hükmüne yansıyan belirli bir para alacağının ödenmemesi hâlinde ilamlı icra gündeme gelebilir. Ancak hükmün kesinleşme ihtiyacı, alacağın boşanmanın fer’î sonucu olup olmadığı, vadesi ve hükümdeki açıklığı ayrıca incelenmelidir. Aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilmesine dair HMK m. 367/2 hükmü gözden kaçırılmamalıdır. Geçici tedbirler ise nihai boşanma hükümlerinden ayrı değerlendirilir.
Taşınmaz devrinde hükmün tescile elverişli olup olmadığı, başka bir işlem veya dava gerekip gerekmediği belirlenir. Çocukla kişisel ilişki ve çocuk teslimine ilişkin kararların uygulanmasında ise özel kanuni mekanizmalar kullanılır; bu konular eşya teslimi gibi ele alınamaz.
Protokolün ihlali, kesinleşmiş boşanmayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kural olarak ihlal edilen yükümlülüğün yerine getirilmesi veya şartları varsa ilgili hukuki sonucun talep edilmesi gerekir.
19.Anlaşmalı Boşanma Nerede Açılır ve Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yer bakımından yetki TMK m. 168’e göre belirlenir. Eşlerin bir şehir üzerinde anlaşmış olmasıyla geçerli bir yetki sözleşmesi kurulduğu varsayılmamalıdır.
Anlaşmalı boşanmanın her dosyada belirli sayıda gün içinde sonuçlanacağı veya mutlaka tek duruşmada kesinleşeceği söylenemez. Mahkemenin iş yoğunluğu, taraflara yapılacak bildirimler, duruşmaya katılım, protokolün uygunluğu ve karar sonrası işlemler süreyi etkiler.
Tek duruşmada karar verilmesi de aynı gün hukuken boşanılmış olduğu anlamına gelmez. Gerekçeli karar, tebliğ ve kesinleşme aşamaları ayrıca takip edilmelidir.
Dava masrafları ve avukatlık ücreti için de her dosyada geçerli sabit bir toplam bulunmaz. Güncel tarifeler, talep ve işlemlerin kapsamı ile avukatlık sözleşmesi birlikte değerlendirilir.
20.İnternetten Alınan Protokol Örneklerinde En Sık Yapılan Hatalar
Hazır bir anlaşmalı boşanma protokolü örneği, başlıkları görmek bakımından yararlı olabilir. Ancak başka bir aileye göre hazırlanmış metnin doğrudan kullanılması önemli riskler taşır.
En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Çocuk bulunmasına rağmen yalnızca eşlerin alacaklarının düzenlenmesi.
- Yoksulluk ve iştirak nafakasının aynı cümleyle ele alınması.
- Kişisel ilişki gün ve saatlerinin belirsiz bırakılması.
- Nafaka artış göstergesinin açıkça tanımlanmaması.
- Mal rejimi alacakları düşünülmeden genel feragat imzalanması.
- Teslim edilmeyen eşya veya alınmayan paranın alınmış gibi yazılması.
- Taşınmazın tapu bilgilerinin ve devir yönteminin belirtilmemesi.
- Kredi borcuna ilişkin anlaşmanın bankayı da bağladığının sanılması.
- Çocuğun gelecekteki haklarını tamamen kaldıran hükümler yazılması.
- Protokol ile mahkeme hükmünün karşılaştırılmaması.
Özellikle geri dönüşü güç feragat hükümleri, metnin en son ve en dikkatli incelenmesi gereken bölümlerindendir.
21.İmza Öncesi Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kontrol Listesi
Protokol imzalanmadan önce şu soruların cevaplandırılması yararlıdır:
- Tarafların ve çocukların bilgileri doğru mu?
- Boşanma iradesi serbestçe oluşmuş mu?
- Nafaka türleri ayrı ayrı düzenlenmiş mi?
- Tazminatın türü, miktarı ve ödeme zamanı belirli mi?
- Çocuğun bakım, eğitim ve sağlık ihtiyaçları gözetilmiş mi?
- Kişisel ilişki takvimi uygulanabilir mi?
- Mal rejimi konusunun protokol kapsamına girip girmediği açık mı?
- Ziynet ve eşya hükümleri gerçek teslim durumunu yansıtıyor mu?
- Taşınmaz ve araç yükümlülükleri yeterince belirli mi?
- Banka ve diğer üçüncü kişilerin hakları hesaba katılmış mı?
- Feragat ve ibra maddeleri gerçekten vazgeçilmek istenen haklarla sınırlı mı?
- Dava süresindeki geçici düzen ile kesinleşmeden sonraki düzen ayrılmış mı?
- Ödeme ve teslim yükümlülükleri mahkeme hükmüne uygulanabilir biçimde yansıyabilecek mi?
- Son metin her iki tarafça okunmuş ve aynı içerikle imzalanmış mı?
Tarafların ekonomik ve hukuki menfaatleri farklılaşabileceğinden, bağımsız hukuki değerlendirme önemlidir. Anlaşmalı boşanma olması, avukatlık bakımından menfaat çatışması ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
22.Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma protokolünü eşler kendileri hazırlayabilir mi?
Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında avukatla temsil kanunen zorunlu değildir. Ancak protokolün taraflar açısından doğuracağı hukuki sonuçlar dikkate alındığında, bir boşanma avukatından hukuki destek alınması önemlidir. Özellikle velayet, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, ziynet eşyaları, taşınmazlar, kredi borçları ve feragat beyanlarına ilişkin hükümlerin eksik veya hatalı düzenlenmesi, ileride ciddi hak kayıplarına ve yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünün aile hukuku alanında çalışan bir avukat tarafından hazırlanması veya hukuki yönden incelenmesi tavsiye edilir. Protokolün kısa ve anlaşılır olması, içerdiği hükümlerin hukuki etkilerinin sınırlı olduğu anlamına gelmez.
Protokolü yalnızca bir eşin imzalaması yeterli mi?
Tek taraflı imzalanmış bir belge, diğer eşin bütün hükümleri kabul ettiğini göstermez. Anlaşmalı boşanma için gerekli ortak irade ve mahkeme huzurundaki beyanlar ayrıca bulunmalıdır. Yazılı protokol hazırlanıyorsa her iki eşin aynı son metni imzalaması güvenli yöntemdir.
Protokolün her sayfası imzalanmalı mı?
Her sayfanın imzalanması veya paraflanması, sayfa değişikliği ve ekleme iddialarını önlemek bakımından yararlıdır. Ayrıca eklerin hangi metne ait olduğu açıkça belirtilmelidir. Bu uygulama önerisi, hâkimin onayı ve tarafların bizzat dinlenmesi şartlarının yerine geçmez.
Çocuk için nafaka istenmediği yazılırsa daha sonra talepte bulunulabilir mi?
Çocuğun bakım hakkı, ebeveynler arasındaki genel vazgeçme kaydıyla kalıcı olarak kaldırılamaz. Sonraki talep, çocuğun ihtiyaçları, tarafların ekonomik durumları ve mevcut düzenleme çerçevesinde değerlendirilir.
Mal paylaşımı yapılmadan anlaşmalı boşanılabilir mi?
Evet. Mal rejiminin tasfiyesi, anlaşmalı boşanmanın zorunlu kapsamından değildir. Ancak protokolün tasfiye yapılmadığını mı, tasfiye konusunda anlaşıldığını mı, yoksa belirli haklardan vazgeçildiğini mi ifade ettiği açık olmalıdır.
Protokolde hiçbir hak ve alacak kalmadığı yazılırsa ne olur?
Hükmün kapsamı, metnin bütünü, duruşma beyanları ve mahkeme kararıyla birlikte değerlendirilir. Her genel cümlenin bütün hakları kesin biçimde sona erdirdiği veya hiçbir sonuç doğurmadığı söylenemez. Bu nedenle kapsamı belirsiz genel ifadeler yerine talep türleri ayrı ayrı düzenlenmelidir.
Hâkim tarafların anlaştığı nafakayı veya kişisel ilişkiyi uygun bulmayabilir mi?
Evet. Hâkim, tarafların ve özellikle çocuğun menfaatlerini gözetir. Gerekli gördüğü değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi gerekir. Uygun bir ortak düzenleme oluşmazsa anlaşmalı boşanma koşulları sağlanmamış olabilir.
Protokol imzalandıktan sonra taraflardan biri duruşmaya gelmezse ne olur?
İmzalı metin, eşlerin bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz. Dosyanın usulî durumu ayrıca değerlendirilmekle birlikte, hâkimin yalnızca protokoldeki imzalarla anlaşmalı boşanma kararı vereceği varsayılamaz.
Eşler protokolü sonradan değiştirebilir mi?
Kesinleşmeden önce değişikliklerin mahkemeye doğru biçimde yansıtılması ve gerekli kabul ile onayın sağlanması gerekir. Kesinleşmeden sonra ise değiştirilecek hükmün niteliği önem taşır. Velayet, kişisel ilişki ve nafaka gibi konularda kanuni koşullara göre yeniden yargısal düzenleme gerekebilir; özel bir belge, mevcut hükmü her konuda kendiliğinden değiştirmez.
Protokoldeki ödeme yapılmazsa boşanma iptal olur mu?
Ödeme yapılmaması, kesinleşmiş boşanmayı kendiliğinden geçersiz kılmaz. Ödeme borcunun niteliğine göre icra veya ilgili diğer hukuki yollara başvurulması değerlendirilir.
Anlaşmalı boşanmada tanık gerekir mi?
Koşulları gerçekleşmiş anlaşmalı boşanmada, çekişmeli boşanmada olduğu gibi evlilik olayları üzerinden kusur ispatı yapılması esas değildir. Ancak mahkemenin serbest irade ve çocukların yararı bakımından gerekli incelemeyi yapma yetkisi devam eder.
Boşanmadan sonra her alacak için aynı dava süresi mi uygulanır?
Hayır. Boşanmanın sonuçlarına ilişkin talepler, mal rejimi alacakları, ziynet ve protokolden doğan edimler aynı hukuki nitelikte değildir. Süreler, kesinleşen hükmün etkisi ve daha önce yapılmış feragatler her talep yönünden ayrı değerlendirilmelidir. Tek bir süre kuralının bütün boşanma bağlantılı uyuşmazlıklara uygulanması hatalıdır.
Sonuç: İyi Bir Protokol Açık, Hukuka Uygun ve Uygulanabilir Olmalıdır
Anlaşmalı boşanma protokolünün amacı yalnızca boşanma kararının alınmasını kolaylaştırmak değildir. Asıl amaç, eşlerin ve çocukların hukuki durumunu açıkça düzenlemek ve boşanma sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltmaktır.
Bu nedenle protokol hazırlanırken nafaka ve tazminat türleri ayrılmalı, çocukların üstün yararı korunmalı, malvarlığı hükümlerinin kapsamı belirlenmeli ve her yükümlülük uygulanabilir biçimde yazılmalıdır. Özellikle genel feragatler, taşınmaz devirleri ve kredi borçları, görünüşte basit fakat hukuki etkileri ağır düzenlemelerdir.
Sağlıklı bir anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların neyi kabul ettiğini ve hangi haklarının devam ettiğini tereddütsüz gösteren metindir. Somut aile yapısına ve malvarlığı ilişkilerine göre hazırlanan, duruşma beyanlarıyla ve mahkeme hükmüyle uyumlu bir düzenleme, hak kaybını önlemenin temelidir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut olayda protokolün, dosya belgeleri ve tarafların gerçek iradeleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Avukat Yağmur Atalay | İletişim Bilgileri
Av. Yağmur Atalay Hukuk Bürosu, İstanbul Küçükçekmece’de faaliyet göstermektedir.
Avukat: Av. Yağmur ATALAY
Adres: Kartaltepe Mahallesi, Belediye Caddesi, Limanoğlu İş Merkezi, No:3, Kat:2, Daire:59, Küçükçekmece / İstanbul
Telefon: +90 542 414 98 43
E-posta: av.yagmuratalay@gmail.com
İnternet Sitesi: yagmuratalay.av.tr
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır.



