1.Boşanma Davasında Koruma Tedbirleri
Boşanma davasında koruma tedbirleri, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişinin ve çocukların güvenliğini sağlamak amacıyla başvurulan hukuki önlemlerdir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, geçici koruma, barınma ve adres gizliliği gibi farklı ihtiyaçlara cevap verir.
Bu korumadan yararlanmak için boşanma davası açılması, fiziksel yaralanma meydana gelmesi veya ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararı vermesi gerekmez. Buna karşılık koruma kararı, boşanma davasında kusurun veya velayetin kendiliğinden belirlendiği anlamına da gelmez. Etkili bir başvuru için güvenlik ihtiyacının, istenen tedbirin ve boşanma dosyasındaki geçici düzenlemelerin birlikte ele alınması gerekir.
2.6284 Sayılı Kanun Nedir, Kimleri Korur?
6284 sayılı Kanun’un 1. maddesi; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasını amaçlar. Kanunun işlevi, gerçekleşmiş şiddete karşı müdahale etmek kadar yeni bir şiddet olayını önlemektir.
Korumanın kapsamı yalnızca evli kadınlarla sınırlı değildir. Çocuklar ve aile bireyleri de kanunun kapsamındadır; erkekler de aile bireyi veya diğer korunan kişi kategorileri içinde şartları oluştuğunda koruma talep edebilir. Ev içi şiddetin kabulü için tarafların aynı konutta yaşaması zorunlu değildir. Boşanma veya ayrı yaşama, koruma ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bununla birlikte her aile uyuşmazlığı otomatik olarak 6284 kapsamında tedbir verilmesini gerektirmez. Başvuruda, şiddet oluşturan davranış veya şiddete uğrama tehlikesi ile talep edilen önlem arasındaki bağlantı açıklanmalıdır.

3.Koruma Kararı İçin Fiziksel Şiddet Şart mı?
Hayır. Kanunun 2. maddesindeki şiddet tanımı; fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddeti, tehdit ve baskıyı, özgürlüğün keyfî biçimde engellenmesini kapsar. Bu nedenle darp raporunun bulunmaması, başvuru hakkını ortadan kaldırmaz.
Somut olayın koşullarına göre şu davranışlar koruma ihtiyacını gündeme getirebilir:
- Öldürme veya yaralama tehdidi, hakaret ve sistematik aşağılama.
- Israrlı aramalar, mesajlar ve farklı hesaplardan sürdürülen rahatsız edici iletişim.
- Konut, işyeri veya okul çevresinde takip edilme.
- Cinsel şiddet veya cinsel davranışa zorlama.
- Çalışmanın engellenmesi, gelire el konulması veya ekonomik kaynakların baskı aracı olarak kullanılması.
- Çocuklar üzerinden tehdit kurulması ya da aile bireylerinin güvenliğinin hedef alınması.
Örneğin her parasal anlaşmazlık ekonomik şiddet sayılmaz. Ancak ekonomik kaynakların kişiyi bağımlı kılmak, korkutmak veya iradesini baskılamak amacıyla kullanılması, davranışın süresi ve etkileriyle birlikte değerlendirilir.
4.Boşanma Davası Açmadan Koruma Kararı Alınabilir mi?
6284 kapsamında koruma talebi, boşanma davasından bağımsızdır. Evlilik devam ederken, ayrı yaşama döneminde, boşanma davası sırasında veya boşanma sonrasında şartları varsa başvuru yapılabilir.
Boşanma davası açılmış olması da kendiliğinden uzaklaştırma veya iletişim yasağı doğurmaz. Mahkemenin verdiği kararın hangi kişileri, davranışları ve yerleri kapsadığı belirleyicidir.
Ayrıca 6284 kapsamındaki başvuru ile suç duyurusu farklı hukuki yollardır. Aynı olay nedeniyle hem koruma talep edilebilir hem de ceza soruşturması yürütülebilir. Ceza soruşturmasının sonucunu beklemek, acil koruma sağlanmasının ön koşulu değildir.
5.Koruyucu Tedbir ile Önleyici Tedbir Arasındaki Fark Nedir?
Günlük kullanımda bütün kararlar için “koruma kararı” denilse de kanun iki temel tedbir grubunu ayırır:
Koruyucu tedbirler, korunacak kişinin güvenliğini ve yaşam koşullarını destekler. Barınma sağlanması, geçici koruma, işyerinin değiştirilmesi ve belirli şartlarda kimlik bilgilerinin değiştirilmesi bu gruptadır.
Önleyici tedbirler, şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişinin davranışlarını sınırlar. Konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve silah teslimi bu kapsamdadır.
Bu ayrım, karar vermeye yetkili makamı ve başvurunun değerlendirilme biçimini etkiler. Dolayısıyla yalnızca “koruma istiyorum” denilmesi yerine, somut riskin hangi önlemlerle giderileceğinin gösterilmesi önemlidir.
7.Boşanma Sürecinde Hangi Koruma Tedbirleri İstenebilir?
- Müşterek Konuttan Uzaklaştırma ve Konutun Tahsisi
Kanunun 5. maddesi uyarınca şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılmasına ve müşterek konutun korunan kişiye tahsisine karar verilebilir.
Konutun uzaklaştırılacak eşe ait olması, bu tedbirin uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Zira tedbirin konusu mülkiyetin devri değil, güvenliğin sağlanması amacıyla konut kullanımının geçici olarak düzenlenmesidir. Bu karar, taşınmazın tapusunu değiştirmez; mal rejiminin tasfiyesi veya mülkiyet uyuşmazlığı hakkında nihai hüküm oluşturmaz.
Uzaklaştırılan kişinin kişisel eşyalarını almak için konuta kendi iradesiyle dönmesi yerine, kararın sınırlarına uygun hareket etmesi gerekir. Kanunun 8. maddesi, talep hâlinde kişisel eşya ve belgelerin kolluk aracılığıyla teslimini öngörür.
- Yaklaşmama ve İletişim Araçlarıyla Rahatsız Etmeme
Korunan kişiye, konutuna, okuluna ve işyerine yaklaşmama kararı verilebilir. Gerekli görülürse korunan kişinin yakınları ve tanıkları da tedbir kapsamına alınabilir.
İletişim tedbiri ise telefon, mesajlaşma uygulamaları, e-posta ve sosyal medya gibi araçlarla rahatsız etmeyi önlemeye yöneliktir. Üçüncü kişiler aracılığıyla sürdürülen baskı ve iletişim girişimleri de kararın içeriğiyle birlikte değerlendirilir.
Tedbirin kapsamı varsayımla değil, kararın hüküm bölümüyle belirlenir. Yaklaşmama mesafesi veya iletişim sınırlamasının ayrıntıları her karar için aynı değildir. Uygulamada belirsizlik doğmaması için korunacak kişiler ve risk altındaki yerler başvuruda açıkça belirtilmelidir.
- Silahların Teslimi ve Tedaviye Yönelik Tedbirler
Kanun, bulundurulmasına veya taşınmasına izin verilen silahların kolluğa teslimini mümkün kılar. Silah taşıması zorunlu bir kamu görevi yürütülse dahi görev nedeniyle zimmette bulunan silahın kuruma teslimine karar verilebilir.
Ayrıca bağımlılık ve sağlık durumunun gerektirdiği hâllerde muayene ve tedavi tedbirleri uygulanabilir. Silaha erişim, önceki tehditler ve madde kullanımı gibi risk unsurları başvuruda somutlaştırılmalıdır.
- Barınma, Geçici Koruma ve Sosyal Destek
6284 sayılı Kanun’un 3. maddesi kapsamında mülkî amir tarafından uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, rehberlik ve danışmanlık gibi tedbirler alınabilir. Hayati tehlike varsa geçici koruma da gündeme gelir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri, kanunun izin verdiği belirli tedbirleri alabilir. Bu yetki bütün tedbirleri kapsamaz; alınan kararlar ilgili makamın onayına tabidir.
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), barınma ve destek hizmetlerinin koordinasyonu ile tedbirlerin uygulanmasının izlenmesinde görev üstlenir. Böylece hukuki koruma, kişinin güvenli bir yaşam düzeni kurabilmesini destekleyen hizmetlerle tamamlanır.
- Adres Gizliliği ve Kimlik Bilgilerinin Korunması
Kanunun 8. maddesi uyarınca gerekli bulunması hâlinde kimlik bilgileri, adres ve korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgiler resmî kayıtlarda gizli tutulabilir. Tebligatlar için ayrı bir adres belirlenmesi de mümkündür.
Adres gizliliği ile kimlik bilgilerinin değiştirilmesi aynı işlem değildir. Kanunun 4. maddesindeki kimlik ve ilgili belgelerin değiştirilmesi tedbiri; hayati tehlike, diğer tedbirlerin yetersiz kalması ve ilgilinin aydınlatılmış rızası gibi özel şartlara bağlıdır.
- Elektronik Kelepçe ve Teknik Takip
6284 sayılı Kanun’un 12. maddesi, tedbirlerin uygulanmasında hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemlerden yararlanılmasına imkân tanır. Elektronik kelepçe uygulaması bu çerçevede değerlendirilen yöntemlerdendir; her uzaklaştırma kararının otomatik sonucu değildir.
Teknik takibin kapsamı da sınırsız değildir. Kanun, bu yöntemle kişilerin ses ve görüntülerinin dinlenemeyeceğini, izlenemeyeceğini ve kaydedilemeyeceğini açıkça düzenler.
8.Koruma Tedbirleri Çocukları ve Kişisel İlişkiyi Nasıl Etkiler?
Çocuğun korunması ile ebeveynle kişisel ilişki kurulması birlikte değerlendirilmesi gereken, fakat birbirine indirgenemeyecek konulardır. Diğer eş hakkında uzaklaştırma kararı verilmesi, çocukla kişisel ilişkinin her durumda kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
Kanunun 5. maddesi, daha önce verilmiş kişisel ilişki kararı varsa ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya tümüyle kaldırılmasına imkân tanır. Ayrıca hâkim; velayet, nafaka ve kişisel ilişki hakkında da ilgili hükümler çerçevesinde karar verebilir.
Bu nedenle başvuruda çocuğun şiddete doğrudan maruz kalıp kalmadığı, şiddete tanıklığı, tehditlerin içeriği ve teslim sırasında doğan riskler açıklanmalıdır. Mevcut velayet ve kişisel ilişki kararları da bildirilmelidir. Güvenliğin sağlanması, çocuğun üstün yararı ve kararların birbiriyle uyumlu uygulanması esas alınır.
9.6284 Kapsamında Nafaka İstenebilir mi?
Evet. Kanunun 5. maddesine göre şiddet uygulayan kişi ailenin geçimini sağlıyor veya geçimine katkıda bulunuyorsa, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması şartıyla hâkim tedbir nafakasına karar verebilir. Bu kararın verilmesi için mutlaka ayrıca talepte bulunulması da gerekmez.
Boşanma davasındaki tedbir nafakası ile 6284 kapsamındaki nafaka kararları birlikte değerlendirilmelidir. Mevcut nafaka kararının mahkemeye bildirilmesi, aynı ihtiyaca ilişkin kararların kapsamı ve uygulanmasında karışıklığı önler. Bu nafaka, boşanma sonrasında şartları ayrıca incelenecek yoksulluk veya iştirak nafakasıyla aynı hukuki değerlendirme değildir.
10.Koruma Kararı İçin Nereye Başvurulur?
Kanunun 8. maddesine göre tedbirler, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden veya kolluk biriminden talep edilebilir. Hangi makamın hangi tedbire karar verebileceği ise kanundaki görev ayrımına bağlıdır.
Aile mahkemesi hâkimi, kanunda kendisine bırakılan koruyucu ve önleyici tedbirleri değerlendirir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili görev, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan mahkeme tarafından yerine getirilir. Kolluk ve mülkî amir başvuruları da kendi yetki alanları içinde işler.
Başvuru yalnızca mağdurun şahsen yapabileceği bir işlem değildir. Kanunun 7. maddesi gereği herkes şiddeti veya şiddet tehlikesini resmî makamlara ihbar edebilir; Bakanlık, kolluk görevlileri ve Cumhuriyet savcısı da kanunda öngörülen şekilde sürece katılabilir.
Acil tehlikede belge toplamak veya boşanma dilekçesini tamamlamak için güvenlik başvurusunun ertelenmemesi gerekir. ŞÖNİM ise koruma ve destek mekanizmalarına erişimde başvurulabilecek bir diğer kurumsal kanaldır.
11.Başvuruda Delil ve Darp Raporu Gerekir mi?
Kanunun 8. maddesindeki ayrım önemlidir: Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilmelidir. Bu iki düzenleme birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Bütün önleyici tedbirlerin hiçbir değerlendirme yapılmadan verileceği sonucuna varılamaz. Öte yandan kesinleşmiş mahkûmiyet, tamamlanmış soruşturma veya darp raporu beklenmesi de acil korumanın amacıyla bağdaşmaz. Somut olayın riski, talep edilen tedbirin niteliği ve mevcut bilgiler birlikte ele alınır.
Varsa şu belgeler başvuruyu somutlaştırabilir:
- Mesajlar, e-postalar ve arama kayıtları.
- Sağlık raporları ve yaralanma fotoğrafları.
- Kolluk tutanakları ve önceki ihlal kayıtları.
- Tanık bilgileri ve önceki tedbir kararları.
- İlgili soruşturma veya dava bilgileri.
Delil sunulurken hukuka uygunluk gözetilmelidir. Başkasının hesabına izinsiz erişmek veya hukuka aykırı kayıt oluşturmak yeni uyuşmazlıklar doğurabilir. HMK m. 189/2, hukuka aykırı elde edilen delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenler.
12.Koruma Tedbiri Talebinde Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?
Etkili bir başvuru, yalnızca taraflar arasında geçimsizlik olduğunu anlatmakla sınırlı kalmamalıdır. Mümkün olduğu ölçüde şu bilgiler yer almalıdır:
- Şiddet veya tehdidin tarihi, yeri, içeriği ve tekrar edip etmediği.
- Güncel tehlikeyi gösteren olaylar ve önceki tedbir ihlalleri.
- Korunması istenen kişiler ile konut, okul ve işyeri gibi riskli yerler.
- Talep edilen her tedbirin hangi riski gidereceği.
- Silaha erişim, takip, çocuklara yönelik tehdit ve benzeri risk unsurları.
- Mevcut boşanma, velayet, kişisel ilişki ve nafaka kararları.
- Adres gizliliği, barınma ve maddi destek ihtiyacı.
Bu bilgiler eksik olsa da acil koruma ihtiyacının karşılanması geciktirilmemelidir. Amaç, bütün tedbirleri standart biçimde istemek değil, somut tehlikeyi karşılayacak etkili ve uygulanabilir bir koruma düzeni oluşturmaktır.
13.Uzaklaştırma ve Koruma Kararı Ne Kadar Sürer?
6284 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Bu süre her başvuruda otomatik olarak uygulanmaz; kararın süresi somut olayın koşullarına göre belirlenir.
Şiddetin veya şiddet tehlikesinin devam edeceğinin anlaşılması hâlinde tedbirin süresi ya da şekli değiştirilebilir, tedbir aynen devam ettirilebilir veya kaldırılabilir. İlk karar için öngörülen üst sınır, bütün koruma sürecinin mutlaka bu süre sonunda biteceği anlamına gelmez.
Korumanın kesintiye uğramaması için kararın başlangıç ve bitiş tarihleri takip edilmeli; devam talebinde güncel riskler ve varsa ihlaller açıklanmalıdır. Boşanma davasının sürmesi, tedbirin kendiliğinden uzadığı anlamına gelmez.
14.6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Karara İtiraz Nasıl Edilir?
Kanunun 9. maddesi uyarınca kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Bu özel süre, HMK’daki ihtiyati tedbire itiraz süresiyle karıştırılmamalıdır.
İtirazda yalnızca genel bir inkâr yerine, olay anlatımındaki somut uyuşmazlıklar, mevcut belgeler ve tedbirin kapsamı bakımından ileri sürülen itirazlar açıklanmalıdır. Koruma ihtiyacı devam ederken kapsamın değiştirilmesi talep ediliyorsa bunun güvenliği nasıl sağlayacağı da gösterilmelidir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Anayasa Mahkemesinin Sıtkı Demiray başvurusunda verdiği 28.11.2024 tarihli, B. No: 2021/26309 sayılı kararında, itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili biçimde inceleyip karşılaması gerektiği vurgulanmış; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Göknur Güler Öztürk başvurusunda verilen 17.11.2022 tarihli, B. No: 2021/25211 sayılı kararda da çoğunluk aynı güvence doğrultusunda ihlal sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla korumanın süratle sağlanması ile itirazın somut gerekçeyle incelenmesi birlikte gözetilmesi gereken yükümlülüklerdir.
İtiraz edilmiş olması, mevcut kararın artık uygulanmayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Kararın değiştirilmesi veya kaldırılması yetkili makamın değerlendirmesine bağlıdır.
15.Koruma Kararı İhlal Edilirse Ne Olur?
Tedbire aykırılık hâlinde 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında zorlama hapsi uygulanabilir. Bu sonuç, ihlal oluşturan fiilin ayrıca suç teşkil etmesinden bağımsızdır. Örneğin yaklaşmama kararının ihlaliyle birlikte tehdit veya yaralama gerçekleşirse, koruma tedbirinin ihlali ve ceza sorumluluğu ayrı ayrı gündeme gelebilir.
Zorlama hapsi, her ihbar üzerine otomatik olarak uygulanmaz; ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği ve ilgili hukuki koşullar değerlendirilir. İhlal durumunda olayın zamanı, yeri, iletişim kayıtları ve mevcut karar bilgileriyle kolluğa veya ilgili makama başvurulması önemlidir.
Kanunun 10. maddesine göre kararın tefhim veya tebliğ edilmemesi uygulanmasına engel değildir. Bununla birlikte kararın uygulanması ile ihlal nedeniyle zorlama hapsi verilmesinin koşulları birbirinden ayrılmalıdır. Tebligat ve zorlama hapsi ihtarı, yaptırım incelemesinde ayrıca önem taşır.
16.Koruma Kararı Boşanmada Kusur ve Velayeti Otomatik Belirler mi?
Hayır. 6284 kapsamındaki kararın amacı, acil güvenlik ihtiyacını karşılamak ve şiddeti önlemektir. Boşanma yargılamasında ise ileri sürülen vakıalar, bunların ispatı, kusur ve boşanmanın sonuçları ayrı değerlendirilir.
Bu nedenle hakkında tedbir kararı bulunan eşin otomatik olarak tam kusurlu sayılacağı veya velayeti mutlaka kaybedeceği söylenemez. Aynı şekilde tedbir talebinin reddi de şiddetin hiçbir zaman gerçekleşmediğini kesin olarak göstermez. Başvuru belgeleri, sağlık kayıtları, tanık anlatımları ve ihlal tutanakları ilgili oldukları vakıalar yönünden incelenir.
Türk Medenî Kanunu’nun 169. maddesi de boşanma veya ayrılık davası sırasında eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakımı hakkında geçici önlemler alınmasını düzenler. Bu önlemler 6284 tedbirleriyle birlikte uygulanabilir; ancak iki hukuki düzenlemenin amaç ve koşulları aynı değildir.
17.Sık Sorulan Sorular
Eşimle aynı evde yaşamıyorum. Koruma isteyebilir miyim?
Evet. Kanundaki ev içi şiddet tanımı aynı haneyi paylaşmayı zorunlu tutmaz. Ayrı yaşama veya boşanma sonrasında da kapsam ve koşullar varsa başvuru yapılabilir.
Koruma kararı için avukat zorunlu mu?
Başvuru için avukatla temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tedbirlerin kapsamı, çocuklara ilişkin kararlar, gizlilik ve boşanma dosyası arasındaki ilişkinin doğru kurulması bakımından hukuki yardım önemlidir.
Koruma kararı başvurusu ücretli mi?
Kanunun 20. maddesi uyarınca başvurular ile kararların icra ve infazına ilişkin işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri masraf alınmaz. Bu muafiyet, özel olarak görevlendirilen avukatın ücretinin otomatik olarak kamu tarafından karşılandığı anlamına gelmez.
Korunan kişi görüşmek isterse tedbir sona erer mi?
Korunan kişinin görüşme isteği, yürürlükteki mahkeme kararını kendiliğinden kaldırmaz. Kararın kapsamı değiştirilecek veya karar kaldırılacaksa yetkili makamdan karar alınması gerekir.
Aile konutu şerhi ile uzaklaştırma aynı şey mi?
Hayır. Aile konutu şerhi, Türk Medenî Kanunu’nun 194. maddesi çerçevesinde aile konutu üzerindeki hukuki işlemler bakımından koruma sağlar. Uzaklaştırma ve konut tahsisi ise şiddetin önlenmesi ve güvenli kullanım düzeniyle ilgilidir; biri diğerinin yerine geçmez.
Sonuç
Boşanma sürecinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma, yalnızca uzaklaştırma kararından ibaret değildir. Çocukların güvenliği, konut kullanımı, iletişim, ekonomik destek, adres gizliliği ve gerektiğinde teknik takip birlikte ele alınmalıdır. Başvurunun somut risklere göre hazırlanması, kararın uygulanmasının izlenmesi ve devam eden tehlike karşısında korumanın güncellenmesi, hukuki korumanın etkili olmasını sağlar.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut başvuruda olayın özellikleri, mevcut kararlar ve güncel güvenlik riski birlikte değerlendirilmelidir.
18.Avukat Yağmur Atalay | İletişim Bilgileri
Av. Yağmur Atalay Hukuk Bürosu, İstanbul Küçükçekmece’de faaliyet göstermektedir.
Avukat: Av. Yağmur ATALAY
Adres: Kartaltepe Mahallesi, Belediye Caddesi, Limanoğlu İş Merkezi, No:3, Kat:2, Daire:59, Küçükçekmece / İstanbul
Telefon: +90 542 414 98 43
E-posta: av.yagmuratalay@gmail.com
İnternet Sitesi: yagmuratalay.av.tr
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır.

